Türkiye’de Gümrükte Takılan Ürünler: TAREKS, CE ve Etiket Hataları
Konteyner limana geldiğinde takılan şey çoğu zaman ürün değil, bir belge. CE beyanı neden tek başına hiçbir şey kanıtlamaz, test raporu neden yanlış standarda göre alınır ve 2026'da TAREKS'te ne değişti.

Çin’den mal getirmenin en pahalı anı, konteynerin Mersin ya da Ambarlı’da açılıp “kırmızı hat” yazısını gördüğünüz andır. O noktada ürün bedeli, navlun, hepsi ödenmiş; iş artık “bu mal içeri girer mi?” sorusuna dönmüştür. Ve cevap çoğu zaman ürünün kalitesiyle değil, bir belgeyle, o belgenin altındaki test raporuyla ya da kutunun üstündeki üç satırla ilgilidir.
Bu yazı, on yedi yıldır Çin’de yürüttüğümüz ithalat dosyalarından çıkan ayrıntıları toplamak için yazıldı. Konu göründüğünden zor, çünkü hataların çoğu “belge yok” değil, “belge var ama işe yaramıyor” biçiminde ortaya çıkıyor. Ve 2026’dan itibaren sistem daha da az tolerans gösteriyor.
Önce sistemin adı: TAREKS
TAREKS, Dış Ticarette Risk Esaslı Kontrol Sistemi. Ticaret Bakanlığı’nın, ithal edilen ürünlerin güvenlik mevzuatına uygun olup olmadığını gümrük aşamasında kontrol ettiği elektronik sistem. Hangi ürün gruplarının denetime tabi olduğu her yıl yayımlanan Ürün Güvenliği ve Denetimi (ÜGD) tebliğleriyle belirleniyor: elektrikli ve elektronik ürünler, makineler, oyuncak, tıbbi cihaz, kişisel koruyucu donanım, yapı malzemeleri, tekstil ve daha birçok grup.
İşleyiş kabaca şöyle: Gümrük beyannamesinden önce ithalatçı TAREKS üzerinden başvuru açıyor, ürünün GTİP’ine göre sistem ya “fiili denetime gerek yok” diyor ya da dosyayı denetime yönlendiriyor. CE kapsamındaki çoğu ürün grubunda fiili denetimi TSE yapıyor: belgeleri inceliyor, ürünü fiziksel olarak görüyor, gerekirse numune alıp kendi laboratuvarında ücreti ithalatçıya ait olmak üzere test ediyor. Sonuç olumluysa referans numarası düşüyor, beyanname o numarayla kapanıyor.
Sonuç her zaman “kabul” ya da “ret” değil. Aradaki üçüncü seçenek koşullu kabul: ürün güvenlik açısından uygun ama etiketinde ithalatçı bilgisi yok, Türkçe uyarı eksik gibi tali eksiklikler varsa, ithalatçı bu eksiklik giderilmeden ürünü piyasaya sürmeyeceğine dair taahhüt veriyor ve mal ya gümrükte elleçlemeyle düzeltiliyor ya da düzeltilmek üzere antrepoya alınıyor. Bu, iade veya imhadan çok daha ucuz; ama yine de işçilik, antrepo ücreti, ek mesai ve gün kaybı demek. Test raporu eksikliği ya da geçersizliği ise tali eksiklik sayılmıyor; orada koşullu kabul yok.
İthalatçıların en sık yaptığı hata, TAREKS’i gümrükte çıkan bir formalite sanmak. Değil. TAREKS, siz Çin’deki fabrikaya sipariş verirken hazırlanmaya başlanması gereken bir dosya. Mal yola çıktıktan sonra eksik çıkan bir test Çin’den yeniden yaptırılamaz; etiket yeniden basılamaz; kutu değiştirilemez.
2026 ile ne değişti?
2026 yılı ÜGD tebliğleri iki şeyi ciddi biçimde sertleştirdi.
Birincisi, “kapsam dışı” beyanı artık gümrük müdürlüğünde değil, TAREKS üzerinden ve her parti için ayrı yapılıyor. Eskiden denetime tabi olmayan bir ürün için sabit bir referans numarası yazıp geçebiliyordunuz. Artık ürününüz denetim kapsamına girmese bile her sevkiyatta TAREKS’e başvurup “bu ürün kapsam dışı” demeniz ve denetim biriminin bunu onaylaması gerekiyor; denetim birimi görsel, katalog ve teknik belge isteyebiliyor, gerekirse fiziki kontrol yapabiliyor. Daha önce hiç TAREKS görmemiş ithalatçılar bile sisteme girmek zorunda.
İkincisi: makine gruplarında ön izin ve Ticaret Ataşeliği onayı. Karayolu dışında kullanılan hareketli makineler (iş makineleri, forklift, traktör ve benzerleri, ÜGD 2026/2) ile yeni Makinaların İthalat Denetimi Tebliği’nin (ÜGD 2026/32) Ek-2/A listesindeki makine türleri için, mal yola çıkmadan TAREKS üzerinden “İthalat Denetim Ön İzni” alınması gerekiyor. Bu ön izin başvurusuna eklenecek AB Uygunluk Beyanı, tip onay belgesi ve gürültü sertifikası artık çıkış ülkesindeki Türk Ticaret Müşavirliği veya Ataşeliği tarafından onaylanmış olmak zorunda; yanında da onaylı Türkçe tercümesi. Çin için bu, Pekin Büyükelçiliği ya da Guangzhou ve Şanghay başkonsolosluklarındaki ticaret birimleri demek. Ön izin alınmadan fiili denetim başvurusu bile yapılamıyor. Ve tebliğ açıkça yazıyor: yüklenen beyan, tip onayı ya da test raporunun “ilgilisince düzenlenmediği” anlaşılırsa, diğer her şey uygun olsa dahi ön izin olumsuz sonuçlanıyor.
Bugün bu onay makine gruplarıyla sınırlı; tüketici elektroniği, küçük ev aleti gibi diğer CE ürünlerinde henüz aranmıyor. Ama ilk kez bir Türk temsilciliğinin belgeleri Çin’de fiziki olarak görmesi şartı getirildi ve bu mantığın önümüzdeki yıllarda başka gruplara yayılması sürpriz olmaz. Guangzhou’da olmamızın en somut işe yaradığı noktalardan biri tam burası: belgeyi fabrikadan alıp, kontrol edip, ataşeliğe götürüp, onaylı halini mal yola çıkmadan Türkiye’ye ulaştırıyoruz.
“CE belgesi” diye bir belge yoktur
Bu cümleyi her hafta bir müşteriye söylüyoruz. Fabrikadan gelen “CE sertifikamız var” mailinin ekindeki tek sayfalık, mühürlü, İngilizce belge çoğu zaman bir AB Uygunluk Beyanı (Declaration of Conformity, DoC). Ve bu belgenin tek başına hiçbir kanıt değeri yok. Çünkü onu üçüncü bir taraf değil, üreticinin kendisi yazıyor, kendisi imzalıyor, kendisi mühürlüyor. Fabrika “ürünüm şu yönetmeliklere uygundur” diyor; o kadar. Bunu yazmak için test yapmış olması bile gerekmiyor; Çin’de bir DoC’yi yarım saatte hazırlayan online şablonlar var.
Peki neyin önemi var? DoC’nin altını dolduran test raporlarının. Beyan, elektrikli bir ürün için “Alçak Gerilim (LVD) ve Elektromanyetik Uyumluluk (EMC) yönetmeliklerine uygundur” diyorsa, denetmenin göreceği şey o beyan değil, LVD ve EMC testlerinin akredite bir laboratuvarda, doğru standartla, o ürün üzerinde yapıldığını gösteren raporlar. Kablosuz bir bileşen varsa buna RED ekleniyor; malzeme kısıtlaması için RoHS; ürün grubuna göre EN 60335, EN 55014, EN 71 ve benzeri. Raporlar doğruysa DoC’nin bir önemi kalmıyor; raporlar yoksa ya da yanlışsa DoC hiçbir şeyi kurtarmıyor.
Yani ithalatçı için sıra şöyle: önce ürüne hangi yönetmeliklerin ve standartların uygulanacağını belirle, sonra o standartlarla yapılmış gerçek test raporlarını iste, en sonunda o raporlara dayanan DoC’yi al. Pratikte firmalar bunun tam tersini yapıyor: DoC’yi alıp rahatlıyor, raporları hiç sormuyor.
Doğru test, yanlış standart: en sinsi hata
Buradaki ayrıntı, deneyimli ithalatçıların bile gözünden kaçıyor. Fabrikanın raporu gerçek olabilir, laboratuvar akredite olabilir, ürün gerçekten test edilmiş olabilir; ama test, ÜGD tebliğinin o GTİP için atıf yaptığı yönetmelik ve o yönetmeliğin kabul ettiği uyumlaştırılmış standartla yapılmamışsa raporun bir anlamı yok.
Çinli üretici genelde en büyük müşterisinin istediği teste göre rapor alıyor: Amerika için FCC, İngiltere için UKCA altındaki BS versiyonu, ya da AB için ama üç versiyon eski bir EN standardı. Ürünün üstünde beş farklı uygunluk logosu olması, Türkiye’nin istediği testin yapılmış olduğu anlamına gelmiyor. Elimizden geçen dosyalarda FCC raporuyla EMC uygunluğu kanıtlamaya çalışan, EN 60335-1’in güncel olmayan versiyonuyla LVD sunan, standart numarası doğru ama ürün kategorisine ait “part 2” bölümü hiç test edilmemiş çok sayıda rapor gördük. Denetmen için bunların hepsi “test raporu yok” ile aynı sonuca çıkıyor.
Bu yüzden Çin’de fabrikaya test isterken standart adını, numarasını ve versiyonunu yazılı olarak veriyoruz. “CE testi yaptırın” demek, “bir şeyler test edin” demekle aynı.
Sahte, ödünç ve süresi geçmiş raporlar
Standart doğru olsa bile raporun kendisiyle ilgili üç ayrı problem var ve üçüyle de çok sık karşılaşıyoruz.
Doğrudan sahte rapor. Çin’de bir SGS, TÜV ya da Intertek raporunun PDF’ini alıp logosunu, tarihini ve ürün adını değiştirmek dakikalar süren bir iş; bunu yapan fabrika sayısı az değil. Bize gelen raporları laboratuvarın kendi doğrulama sisteminden sorguladığımızda, azımsanmayacak bir kısmının ya hiç var olmadığını ya da başka bir ürüne ait olduğunu görüyoruz. Türkiye’deki denetmen de aynı sorgulamayı yapıyor; fark şu ki o sorguladığında konteyner limanda bekliyor.
Ödünç rapor. Sahte rapordan daha yaygın ve tespit edilmesi daha zor. Bir fabrika, bir model için gerçekten test yaptırıyor, gerçek bir rapor alıyor. Sonra aynı rapor o fabrikanın tüm modellerinde, hatta aynı sanayi bölgesindeki dört-beş fabrikada dolaşmaya başlıyor. Ortada bir belge oluyor, herkes onu kullanıyor. Rapor gerçek, laboratuvar gerçek, imza gerçek; sadece o ürüne ait değil. Denetmen model kodunu, fotoğrafı, devre şemasını, malzeme listesini raporla karşılaştırdığında bu fark çıkıyor.
Süresi dolmuş rapor. Test raporunun geçerliliği ürünün aynı kalmasına bağlı. Fabrika güç kaynağı modülünü değiştirdiğinde, pil hücresini değiştirdiğinde, plastiği, kabloyu, PCB tasarımını değiştirdiğinde o rapor artık o ürünü anlatmıyor. Çinli üreticiler maliyet baskısıyla sürekli revize yapar ve bunu size söylemez. Üç yıl önce alınmış bir EMC raporu, bugün hattan çıkan üründeki yeni sürücü kartını test etmemiştir. Ayrıca standartların kendisi de güncelleniyor; eski versiyona göre yapılmış test, yeni versiyon yürürlüğe girdikten sonra geçersiz sayılabiliyor.
Bizim yaklaşımımız net: fabrikanın gönderdiği hiçbir raporu doğrulamadan dosyaya koymuyoruz. Laboratuvar sorgusu, rapordaki ürün tanımı ve fotoğrafın elimizdeki numuneyle karşılaştırılması, standart ve versiyon kontrolü. Rapor şüpheliyse ya da ürün revize edilmişse, üretim partisinden numuneyi kendimiz alıp uzun yıllardır çalıştığımız anlaşmalı akredite laboratuvarlara gönderiyoruz. Bu laboratuvarlar Türkiye’nin istediği standartları biliyor; üreticiyi hangi testin, hangi standartla, hangi sırayla yapılacağı konusunda doğrudan yönlendiriyor ve fabrikanın kendi başına haftalarca uğraşacağı belge setini günler içinde eksiksiz tamamlıyor. Bu bazen birkaç yüz dolar ve iki hafta demek. Kırmızı hatta düşen bir konteynerin Türkiye’de yeniden testi ise binlerce dolar ve haftalarca ardiye.
Sahadan bir dosya
Geçen yıl bir müşterimiz için şarjlı el aleti serisi ürettiriyorduk. Fabrika, önceki alıcısı için alınmış eksiksiz görünen bir dosya gönderdi: DoC, LVD raporu, EMC raporu, RoHS. Dosyaya ilk bakışta sorun yoktu. Sonra iki şey çıktı. EMC raporu ürünün bir önceki nesline aitti; fabrika bu arada motor sürücü kartını daha ucuz bir tedarikçiye geçirmişti ve bunu kimseye söylememişti. LVD raporu ise EN 60335-1 üzerinden alınmıştı ama el aletleri için gereken EN 62841 serisinden hiç söz yoktu; yani standart numarası “doğru gibi” duruyordu, ürün kategorisi yanlıştı.
Bu dosyayı olduğu gibi TAREKS’e yükleseydik iki sonuçtan biri olurdu: ya denetmen fark etmez ve piyasaya uygunsuz bir ürün girerdi, ya da fark eder ve konteyner Mersin’de dört-altı hafta beklerken TSE’de yeniden test, ardiye ve iade riskiyle uğraşırdık. Onun yerine üretim partisinden üç numune alıp anlaşmalı laboratuvara verdik; doğru standartlarla test on iki iş günü sürdü, ilk turda EMC’de bir bileşen sınırı aştı, fabrika filtre kondansatörünü değiştirdi, ikinci turda geçti. Toplam maliyet birkaç yüz dolar ve iki haftalık gecikme. Mal Türkiye’ye vardığında dosya zaten TSE’nin önündeydi; sarı hattan aynı gün geçti.
Bu vakada fabrika kötü niyetli değildi. Sadece bir belgesi vardı ve herkes gibi onu kullanıyordu.
Üç katman: ürün, kutu, kılavuz

Uygunluk üç ayrı katmanda kontrol edilir ve üçünün de ayrı ayrı doğru olması gerekir.
1. Ürünün kendisi. Yukarıda anlattığımız her şey: doğru yönetmelik, doğru standart, gerçek ve güncel rapor, o rapora dayanan beyan ve arkasında teknik dosya.
2. Kutu ve ürün üzeri işaretleme. CE işareti doğru oranda ve okunur boyutta olmalı; 5 mm’nin altına inmemeli, oranı bozulmamalı. Üretici adı ve adresi ürünün üzerinde olmalı; Türkiye’de piyasaya arz eden ithalatçının adı ve adresi de öyle. Model numarası, elektriksel değerler, parti veya seri numarası. Ürün grubuna göre zorunlu uyarılar ve piktogramlar. Tüm bunlar Türkçe olmalı. İngilizce etiketli kutu, ürün ne kadar güvenli olursa olsun, Türkiye’de uygun değildir. Fotoğraftaki örnek bunun tipik hali: üründe beş ayrı uygunluk işareti var, ama tek kelime Türkçe yok, ithalatçı bilgisi yok. Bu ürün bu haliyle Türkiye’de piyasaya arz edilemez.

3. Kullanım kılavuzu ve uyarılar. Kurulum, kullanım, bakım, şarj, güvenlik uyarıları; Türkçe ve ürünle uyumlu. Başka bir modelin kılavuzunu kutuya koymak, kılavuz koymamaktan farksız. Bu katman en çok ihmal edilen katman, çünkü fabrika için en az değer taşıyan iş bu: Çinli üretici kılavuzu genelde en son, en özensiz, en kötü çeviriyle hazırlıyor.
Gümrükte en sık takılan dokuz nokta
- Test raporunun yanlış standarda göre yapılmış olması. Rapor gerçek ama tebliğin istediği standart o değil, ya da versiyonu eski.
- Test raporunun ürünle eşleşmemesi. Rapor A modeline ait, konteynerde B modeli var.
- Raporun sahte ya da ödünç olması. Laboratuvar sorgusunda çıkmıyor veya başka fabrikanın ürününe ait.
- Ürün revize edilmiş, rapor eski üretimi anlatıyor.
- Sadece DoC sunulması. Denetmen “raporlar nerede” dediğinde ithalatçının elinde tek sayfalık beyan var.
- CE işaretinin şekli. Oranı bozuk, 5 mm’nin altında, ya da “China Export” diye şaka gibi anlatılan sahte CE logosu.
- Türkçe etiket ve ithalatçı bilgisi eksikliği. Etiket İngilizce, ya da Türkçe etiket kutunun içinde ayrı bir kağıt olarak duruyor; ambalajın üstünde değil. Koşullu kabulle kurtarılabilir ama bedava değil.
- Uygunluk beyanının biçimsel hataları: imzasız, tarihsiz, sevk tarihinden sonra düzenlenmiş, yanlış yönetmeliğe atıflı; makine gruplarında ataşelik onayının olmaması.
- Teknik dosyanın yokluğu. Tasarım, malzeme listesi, devre şeması, risk değerlendirmesi; çoğu ithalatçı bu dosyanın var olması gerektiğini ilk denetimde öğreniyor.
Fabrikaya ne göndermeli?
Fabrika sizin adınıza mevzuat araştırmaz. Ona “Türkiye kurallarına uygun olsun” ya da “CE’li olsun” demek hiçbir anlam taşımıyor. Onun yerine, üretime başlamadan önce fabrikaya net bir uygunluk paketi vermek gerekiyor:
- Ürüne uygulanacak yönetmelik ve standart listesi: standart numarası, versiyonu, hangi bölümleri.
- Hangi laboratuvardan, hangi üretim partisinden numune alınarak test yapılacağı.
- Türkçe etiket ve kutu tasarımı, basıma hazır dosya olarak. Boyut, yerleşim, CE oranı, uyarı metni tamamıyla sizin tarafınızdan.
- Türkçe kullanım kılavuzu metni, sizin çevirinizle. Fabrikaya çeviri bırakmayın.
- İthalatçı bilgisi ve lot numaralandırma kuralı.
- Sözleşmeye: “Üründe herhangi bir bileşen, malzeme veya ambalaj değişikliği yazılı onayımız olmadan yapılamaz.”
Bu paketi Çince hazırlayıp fabrikaya veriyoruz. Üretim müdürünün masasında İngilizce bir mevzuat özeti değil, Çince bir “yapılacaklar listesi” durunca iş haftalar değil günler sürüyor. Çin’de üretim yaptırırken en çok işe yarayan şey, karşı tarafın anlayacağı dilde, karşı tarafın yapabileceği kadar somut talimat.
Ne kaybedersiniz?
Kırmızı hatta düşen bir konteynerin maliyeti eksikliğin büyüklüğüne göre değişiyor. Birkaç günlük belge tamamlama en hafif senaryo. Tali eksikliklerde koşullu kabul: taahhüt, antrepo, yeniden etiketleme işçiliği, gümrük müşavirinin ek mesaisi. Yeniden test istenmesi iki ila dört hafta ardiye ve test ücreti demek. Sahte ya da ödünç rapor tespitinin sonuçları ise tek partiyle sınırlı kalmıyor; deneyimimiz, bu durumdaki firmaların sonraki sevkiyatlarının çok daha sık fiili denetime düştüğü yönünde. En kötü senaryo mahrece iade ya da imha; o noktada mal bedeli, navlun ve tüm masraflar kaybedilmiş oluyor.
Bunların hiçbiri ürün kalitesiyle ilgili değil. Tamamı, sipariş verilmeden önce Çin tarafında doğru kontrolle önlenebilecek şeyler.
Biz nerede devreye giriyoruz?
2009’dan beri Guangzhou’dayız ve bu dosyaları Türkiye’deki gümrük müşaviriyle değil, Çin’deki fabrikayla aynı masada çözüyoruz. Standardı GTİP üzerinden belirleyip fabrikaya yazılı veriyoruz, raporu laboratuvardan doğruluyoruz, gerekirse hattan numune alıp anlaşmalı laboratuvarda yeniden test ettiriyoruz, etiket ve kılavuzu Türk mevzuatına göre hazırlayıp Çince talimatla fabrikaya teslim ediyoruz, makine gruplarında ataşelik onayını burada tamamlıyoruz. İzmir’deki SEGE ofisimiz TAREKS başvurusunu ve gümrük tarafını aynı dosya üzerinden yürütüyor. Mal Türkiye’ye vardığında belgeler zaten denetmenin önünde hazır oluyor.
Ürün grubunuzun hangi tebliğ kapsamına girdiği, hangi standartların istendiği, ön izne tabi olup olmadığı ve etiketin nasıl olması gerektiği ürüne göre değişiyor. GTİP kodunuzu ve ürün fotoğrafınızı gönderin; üretim başlamadan önce üç katmanda neyin eksik olduğunu birlikte çıkaralım.
Bu yazıdaki bilgiler genel niteliktedir; tebliğ numaraları, kapsam listeleri ve onay gereklilikleri her yıl güncellenir. Gümrük müşavirinizle ve güncel ÜGD tebliğleriyle teyit edin.
Sık sorulan sorular
TAREKS nedir?
CE belgesi yeterli mi?
Test raporu gerçekse sorun çıkar mı?
2026'da TAREKS'te ne değişti?
Etiket eksikse mal iade mi edilir?
Son güncelleme: 14 Eylül 2026

